DİNİN İNSAN HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

İnsan, bir dine inandıktan sonra o dinin gereklerini yerine getirmeye çalışır. Çünkü din inananından o disiplin içinde yaşamasını yerine getirmesini ister. Emirler, yasaklar belirlidir ve uyulması gerekir. Dinin kurallarına uyan kimse o derece samimi bir mümin olduğuna inanılır.

Aslında evrensel olan dinler insanların kendine ve çevresine zarar vermemesini, kendini toplumun içinde yaşayan, yardımlaşan, paylaşımcı, empati kurabilen, yaratılışına uygun yaşamasını ister. Genel olarak bakıldığında dinler iyi insan oluşturmak isterler.

Din, insan hayatında şu alanlarda etkilidir;

Din insanın cevaplayamadığı temel soruları cevaplandırır.
İnsanoğlu daha küçük yaşalrda iken "Ben kimim?", "Nereden geldim?", "Nerye gideceğim?" "Ölüm nedir?" gibi sorular sorar. Bu sorulara ancak din cevap verebilir. Çünkü bu bilim alanına girmez. Ayrıca din, yaratıcıyı, onun özelliklerini, Melek, Şeytan cin, Cennet, Cehennem, ahiret gibi bir çok kavramın cevabını da verebilir. Bu cevaplar din dışında başka bir kaynaktan elde edilmesi mümkün değildir.

"De ki; O Allah birdir. O samed'dir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir.). Doğurmadı ve doğurulmadı. O 'na bir denk de olmadı." (İhlas Süresi)

Din fert ile yaratıcısı arasındaki ilişkiyi düzenler.
Yaratıcı insanı boştan yere yaratmamış, onun diğer canlılardan farklı olarak ona sorumluluk yüklemiştir. İnsanın kendisine ve toplumuna sorumlulu olduğu kadar kendisini yaratan ilahına da büyük sorumluluğu vardır. Bu sorumluluğu da ilah bizzat kendisi belirlemiş ve insanın bu sorumlulukları yerine getirmesini istemiştir.

Kul olarak insan her istediğini yapamaz, çünkü dünya imtihan yeridir. Bazı istekelerini tercih edebildiği gibi, bazen de kaderinin belirlediği engellerle karşılaşabilir. İşte bu durumlarda da yaratıcı kendisine sığınılmasını ister. Çünkü felaketten kurtaracakta O'dur. Kötü olan şey de iyi olan şey de yaratının iradesi vardır. İnsanı, iyi olarak verdiklerine şükrediyor mu, kötü olanlarına ise sabrediyor mu diye dener. Hata yaparsa gene yaratıcıya sığınacak ve Ondan affetmesini isteyecektir.

"Öyleyse Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal (ve) temiz olanlarını yiyin; eğer O'na kulluk ediyorsanız Allah'ın nimetine şükredin." (Nahl Süresi 114. Ayet)

Din insana sorumluluk yükleyerek hayatına anlam kazandırır.
Allah insanı yeryüzünde halife olarak yaratmış, ona kendi ruhundan üflemiş, yorum yapma, bilgi öğrenme, alet yapma gibi diğer canlılardan farklı olarak üstün özellikler yüklemiş ve bu üstünlülüklerinden dolayı da sorumlu tutulmuştur. Çünkü her yetki ve her rütbe sorumluluğu da birlikte getirir.

Her insanın yaşamı, zeka seviyesi, yaşam standardı, statüsü, eğitimi, fırsatları birbiriyle aynı olmadığı gibi sorumluğu birbiriyle aynı değildir. Her insan bulunduğu şartların verdiği yetkiler kadar sorumludur. Herkes yetkisi ve sorumluluğu kadar hesaba çekilecektir.

Zengin Hac ibadetinden sorumludur; ancak salgın hastalık varsa, yol güvenliği yoksa bu ibadeti yapmak sorumluluğu ortadan kalkar. Fakirin bu ibadeti yapma zorunluluğu yoktur. Teyemmüm, Namazda kolaylıklar, oruç ibadetin kolaylıkları gibi bir çok alanda sorumluluklar yapma durumuna göre kişiden kişiye değişir.

Ancak bazı davranışlar, herkes için aynıdır. Doğru sözlü ve davranışlı olmak, rüşvet almak ve verme yasağı, anne-babaya saygı, aile bireylerinin hakları, kula hakkı, çevre bilinci, tutumlu olmak, savurgan veya cimri olmamak vb. gibi sayamadığımız bir çok şey herkes için aynıdır. Hangi statüye sahip olursa olsun herkes aynı decede sorumludur.

"O sizi yeryüzünün halifeleri kıldı ve size verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize göre derecelerle yükseltti. Şüphesiz senin Rabbin, sonuçlandırması pek çabuk olandır ve şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir." (En'am Süresi 165. Ayet)

"Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık." (Yunus Süresi 14. Ayet)

Din Ahlak kurallarını düzenler
Ahlak kuralları, din kurallarından şekillenerek toplum hayatında yer alır. Anca din kuralları mükefat ve cezayı ahiret hayatına bırakırken, ahlak kuralları insanı toplum dışına iterek cezasını hemen verir. Din kuralları yazılı kurallar iken, Ahlak kuralları yazılı metinler halinde değil, toplumun değer yargılarında yer alır. Dinin sevap dediği, güzel gördüğü söz ve davranışlara Ahlak iyi derken, bunun tersi davrnışlara kötü değer yargısını koyar.

Her dinin kendine göre ahlaki prensipleri vardır. Bu yüzden, "İslam ahlakı", "Hıristiyan ahlakı" ve "Yahudi ahlakı gibi kavramlar vardır.

Evrenesel ahlak kuralları da oluşturulmaya çalışmak önemlidir ve evrensel dediğimiz kurallar dinlerin ortak yönlerinin buluşması ile oluşur. Mesela, İnsan öldürmek evrensel ahlak yasasında kötüdür, Çünkü bütün dinler insana saydının iyi bir davranış olduğunu vurgular. Ancak içki İslam ahlakına göre kötü bir davranış iken, Hıristiyan alakında böylr görülmez.

Hz. Peygamber (AS): "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" (Beyhaki) buyuruyor

Hz. Aişe Validemize Hz.Peygamber (sav)’in ahlakı sorulduğu zaman “Siz hiç Kuran okumuyor musunuz. Onun ahlakı kurandı.” cevabını vermiştir.

Din toplumun kimliği olan örf ve adetleri düzenlenmesinde etkilidir.
Toplumların örf ve âdetlerinin, inin önemli etkisi vardır. Hukuktan mimariye, sanattan edebiyata değin toplum hayatının her alanında dinin etkilerini görmek mümkündür. Günlük konuşmalarımızda pek çok dinî ifadenin yer alması, yemeklerden önce ya da sonra dua edilmesi, erkek çocukların sünnet ettirilmesi, ölen kişiler için mevlit okutulması, çocuklarımıza ehl-i Beyt ve Sahabelerin isimlerinin konulması buna örnek olarak gösterilebilir.

Atasölerimizde ve deyimlerimizde de dini etkisi görülür. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.”, “Aldatayım diyen aldanır.”, “Allah diyen aldanmaz” , “Allah’a emanet”, “Allah’a ısmarladık”, “Allah akıl versin”, “Allah bağışlasın”, “Allah korusun”, “Allah rahmet eylesin”, “Şeytana uymak”, “Şeytan dürtmek”, “Şeytanlık düşünmek” vb. bir çok örnek verilebilir.

Ülkemizin her tarafında yer alan cami, medrese, külliye, sebil, kervansaray, han ve hamam gibi tarihî yapılar da dinin toplum hayatındaki yerini gösteren örneklerdendir. Tüm bunlardan da anlaşıldığı gibi dinin hem birey hem de toplum hayatında önemli bir yeri vardır. Bilindiği gibi hanlarda kalanlardan üç gün gün boyunca para alınmaz hesap sorulmazdı. Yolcunun üçgün sonra misafirliği çıkardı.

Din sosyal yardımlaşmayı güçlendirir.
Yaratıcı toplum içinde yardımlaşmayı birbirine yardımcı olmayı, zayıfları gözetmeyi, yetimlerin Allah'ın emaneti olduğunu bildirir. Bu yüzden her insan sorumluğu ölçüsünde sosyal yardımlaşmaya katılmalıdır. Zekat, sadaka, kurban ibadetleri bir sosyal yadımlaşma hareketi olduğu gibi, Peygamberimizin veren eli alan elden üstün olduğunu söylemesi, insanları paylaştıkları ölçüde üstün olduklarını göstermek içindir.

Kurulan bir çok yardım kuruluşu yaptıkları faaliyetlerdeki amaçları budur. Kişilerin ulaşamadığı bir çok insana bu kurluşlar ulaşabilmekte ve fakirlere ihtiyaçaları ölçüsünde yardım etmekteler. Öğrenciye verilen burslari bir kimsenin hastane masrafını karşılamak, bir ihtiyar kimsenin elinden tutmak veya yükünü taşımak, bir özürlüye yerdım etmek, düşeni yerden kaldırmak, bir kinseye yol tarif etmek, birine ödevinde yardımcı olmak hep sosoyal yardımlaşmadır.

Sosyal yardımlaşmada yapılan yardımlar sadece yaratıcının rızasını kazanmak samim.yeti ile omalıdır. Yoksa bir değer ifade etmez.

"İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz yüz çevirecek olursanız, sizden başka bir kavmi getirip-değiştirir. Sonra onlar, sizin benzeriniz de olmazlar." (Muhammed Süresi 38. Ayet)

"Sadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalbleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe Süresi 60 Ayet)

"Allah'a ibadet edin ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü, Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (Nisa Süresi 36. Ayet)

Din insanın kendisine ve topluma zarar veren bütün davranışları yasaklar.
Din, kişiye ve topluma zarar veren her türlü davranışı yasaklar. Örneğin; yalan söylemeyi, hile yapmayı, insanlarla alay etmeyi, başkalarının özel hayatını araştırmayı kötü davranışlar olarak nitelendirir. Bunlardan kaçınılmasını ister. Dinin bu gibi emirlerine uymak, toplumda barış, huzur ve güven ortamının oluşmasını sağlar.

"Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?" (Maide Süresi 90-91 Ayet)

"Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır." (Bakara Süresi 10. Ayet)

"Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tövbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir. (Hucurat Süresi 11. Ayet)

PROGRAM
ÇALIŞMA TAKVİMİ
YILLIK PLANLAR

10. SINIF - 11. SINIF - 12. SINIF

I. ÜNİTE: İNSAN VE DİN
1. İnsanın evrendeki konumu
2. İnsanın doğası ve din
3. Dinin insan hayatındaki yeri ve önemi
4. İnanmanın çeşitli biçimleri
     a. Tek Tanrıcılık (Monoteizm)
     b. Çok tanrıcılık (Politeizm)
     c. Gizemcilik (Gnostisizm)
     d. Bilnemezcilik (Agnostisizm)
     e. Tanrıtanımazlık (Ateizm)

II. ÜNİTE: TEMİZLİK VE İBADET
1. İbadet kavramı
2. Niçin ibadet edilir?
3. İbadetin kapsamı
4. İbadet - temizlik ilişkisi
5. Temizlik
     a. Beden temizliği: Gusül
     b. Namaza hazırlık: Abdest
     c. Teyemmüm
     d. Mekan ve çevre temizliği

III. ÜNİTE: HZ. MUHAMMED'İN HAYATI
1. Hz. Muhammed'in doğduğu ortam
2. Hz. Muhammed'in doğuşu, çocukluğu ve      gençliği
3. Hz. Muhammed'e vahyin gelişi
4. Hz. Muhammed'in hicreti
5. Hz. Muhammed'in toplumsal barışa yönelik     etkinlikleri
6. Hz. Muhammed'in İslam'ı yayma çabaları
7. Veda Hutbesi'nde evrensel mesajlar
8. Hz. Muhammed'in vefatı
Okuma Parçası: Eş olarak Hz. Hatice

IV. ÜNİTE: KUR'AN VE ANA KONULARI
1. Kur'an-ı Kerim İslam Dininin temel kaynağıdır
2. Kur'an-ı Kerim tarihi
3. Kur'anla ilgili bazı kavramlar
4. Kur'an-ı Kerim'in belli başlı konuları
5. Kültürümüzde Kur'an'ın yeri ve önemi

V. ÜNİTE: DEĞERLER VE AİLE
1. Değer nedir ve nasıl oluşur?
2. Değerlerin oloşumuna dinin etkisi
3. Kişilik gelişimine dinin etkisi
4. Toplumu birleştiren temel değerler
5. Aile toplumun temelidir
6. Dinler evliliğe önem verir
7. Kur'an'dan ve Hz. Peygamberden aile ile ilgili öğütler
Okuma metni: Hz. Fatıma ve aile fertleri ile ilişkileri

VI. ÜNİTE: LAİKLİK VE DİN
1. Din bireyi esas alır
2. Liakliği doğuran nedenler
3. Laik devlet
4. Laiklik din ve vicdan özgürlüğünün güvencesidir
5. Atatürk'ün laiklik anlayışı

VI. ÜNİTE: TÜRKLER VE MÜSLÜMANLIK
1. Türklerin müslüman oluşu
2. Türklerde İslam anlayışının oluşmasında etkili olan şahsiyetler
3. Türklerin İslam Medeniyetine katlıları